Girişimciyseniz Dikkat! Kurulan Her 10 Start-up’ tan 9’u Kapanıyor. Start-Up’lar ve Başarısızlık Sebepleri Neler?

0
116

Girişimciyseniz Dikkat! Kurulan Her 10 Start-up’ tan 9’u Kapanıyor.

Start-Up’lar ve Başarısızlık Sebepleri Neler?

Türkiye’de girişimcilerin önündeki en büyük endişe şüphesiz varlığını sürdürebilmektir. Oranlara baktığımızda ilk 18 ay içerisinde; kurulan 10 şirketten 9’u varlığını devam ettiremiyor ve kapanıyor.

Günümüz Start-Up’larlarının 10 Başarısızlık Sebebi:

1- Anlık Heves , Cahil Cesareti

Sektöre tam anlamıyla hakim olmadan girişilecek işten başarı beklemek pek anlamlı değil. Teknik veya teorik, her bilgi, döküman mutlaka okunmalı. Fakat ben bilirimcilik ve cahil cesareti kişinin kendisini geliştirmesine engel oluyor.

Altyapı olmadan riskli işlere giriliyor. Unutulmaması gereken risk almak ile içi boş anlık heves cesareti çok farklı şeyler.

2-Güven Problemi

İş dünyasında sürekliliği sağlayabilmek için öncelikle ihtiyaç duyulan şey güvendir. Zamanında ödeme yapmayan iş ortakları, sözleşmeye sadakat göstermeyen girişimciler, karşılıksız çek muhatabı tedarikçiler ve haliyle büyük bir güvensizlik atmosferi oluşuyor.

Başarı içi her şartta karşılıklı güven ve paydaşlar arası sürdürülebilir diyalog ilişkileri gerekir. Dolayısıyla pamuk ipliğine bağlı iş ilişkileri içinde kurulan girişimler ölü doğmuştur.

3-Ortak Seçiminde Hatalar

Aynı hedefe yönelmediğiniz , vizyonlarınızın uyuşmadığı bir ortakla yola koyulamazsınız. Ortak her şeyden önce sizinle aynı derece işe inanmalı ve aynı azimle mücadele edebilmeli.Sermaye yahut yakınlık adı altında edinilen yapay ortaklarla icraattan çok siyaset yapan bir seyir izleyebilirsiniz ancak.

Dolayısıyla Türkiye’de ortaklıkların duygusal temellere dayanan inşa süreci ve iş yapmaktan çok söz üretilmesi durumu ne yazıkki işletme başarısını daha en başından düşürmektedir.

4- Kopya Girişimler

Girişimin amaçları arasında katma değer yaratmak fikri mutlaka barınmalı. Şirket sürekliliği için bu yegane bir gerçektir. Fakat ülkemizde ne yazıkki yapılmış olanı kopyalayıp piyasaya girmek girişimcilik anlamını taşıyabiliyor. Bu da yalnızca pazarı kalabalıklaştırıyor.

Özgün fikir veya uygulama yöntemleri ile yola çıkmayan start up’ lar , ya ölüme mahkum oluyorlar ya da kalabalıklaştırdıkları pazar içinde oyundaşlarıyla birlikte kaybolup gidiyorlar.

5-Mali Bilgi Yetersizliği:İş Akitleri ve Mevzuat

Düzenli finansal raporlama sistemleri , gelir tablosu, nakit akışı ve bilançolar için özel bir çaba sarfediliyor. 

Finans ve muhasebe hususunda çoğu girişimci sınıfta kalıyor.  Haliyle bir çok yatırımcı , hesap kitap bilmeyen girişime yatırım yapmaya yanaşmıyor.

Bu noktada hukuki metinlerin önemi artıyor. Şirketi kuruluşu, yatırımcı anlaşmaları, satış, müşteri sözleşmeleri, çalışan istihdamı derken kısaca bir çok kritik nokta hukuki kontratlara dayanıyor.

Mali bilgi yetersizliğinin yanında sözleşmelerden, hukuki metinlerden de endişe duyulması ne yazıkki şirket sürekliliğine ve gereken hakimiyete vurulan bir ket.

7-Yatırımcıyı Yolunacak Kaz Görmek

Girişimin melek veya tohum yatırım alması, dünya turuna çıkan bir motosiklet sürücüsünün yalnızca ilk 500 kilometrelik deposunu doldurması gibidir.

Türkiye’de girişimciler ise, alınan ilk yatırımı bir çıkış noktası görüp bir daha sermayeye ihtiyacı olmayacakmış gibi rastgele harcayabiliyor. Dolayısıyla işletme devamlılığı için gerekecek ileri dönem sermayesi gözden çıkmış oluyor.

Yanlış harcamaların yanı sıra, finansal gerçekleri yatırımcılardan saklayarak yatırım parasını kişisel harcamalar için kullanıyorlar. Bu da hem girişimin ölmesine hem de ekosistemin bozulmasına yol açıyor.

9-Tutkunun Ötesine Geçememek: Yanlış Ürün Israrı

Büyük heyecan duyulan, sevdiğin işi yapma fikriyle yola çıkan girişimci çoğunlukla yukarıda değindiğimiz bilgi yetersizliği noktasında takılıp kalıyor. Haliyle eksik bilgi, doğru işe yönelme ve ürün seçimi yanılgısı da beraberinde gelebiliyor.

Bugün yanlış ürün ve platformda ısrar edip gerçek potansiyellerine ulaşamadan silinen yüzlerce firma var.

Dolayısıyla esnek yapıda olmak önem arz ediyor. Günümüz akıbeti belli olmayan pazarlarında esnek bir ürün ve esnek bir yapı kurmazsanız ilk depremde yerle bir olmak kaçınılmaz.

10-Hızlı Büyümeyi Yönetememe

Doğru zaman ve doğru pazarı yakalamışken; sınırlı kapasiteyle, yükselen talebe karşılık verememek bir işletme için en acı son olabilir.  Beklentileri, kaliteyi ve tedariği yönetememek rüzgarı arkasına almış bir işletmenin bir daha kalkmamak üzere tökezleyerek yere düşmesidir.

Küresel örneklerinden, Friendster’ın çöküşü bu konuda semboldür. 15 yıl önce çok popüler bir sosyal ağ olan Friendster, Facebook’tan çok daha önce piyasaya girmiş, kitlelere ulaşmıştır. Fakat sunucu, tasarım ve kapasite kaynaklı sorunları dolayısıyla kendi kendini imha etmiştir. Ve hiç bir zaman arzu edilen noktaya ulaşamamıştır.

Unutulmaması gereken , dijital tüketici nankördür ve bir kere soğudu mu tekrar gönlünü almak çok zordur.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here